Kayıtlar

Translate

TOPRAĞIN VE KANIN ESİRETİ: Tarihsel Bütünlükte Devlet, Aşiret Ve Ağalık Düzeninin Sosyo-Psikolojik Dinamikleri

Tarihsel ve toplumsal / sosyolojik gelişim süreçlerinde "Aşiret / boy ve ağalık / toprak sahipliği kurumları, devlet / egemen otorite karşısında nasıl bir güç odağına dönüşür ve insanları köleliğe mahkûm eder?" konusu ele alındığında, Doğu ve Batı medeniyetlerinin toprak mülkiyeti, hiyerarşi / aşamalı sıra ve toplumsal tabakalaşma üzerindeki derin ayrışmaları ortaya çıkmaktadır. Türklerin tarih sahnesine çıkışından itibaren devlet nizamı / düzeni, feodal / derebeylik tipi yapıların oluşmasını engelleyecek bir mülkiyet kozmolojisi / evren bilimi üzerine kurulmuştur . Toprağın kişisel mülk sayılmadığı ve kamusal bir emanet olarak görüldüğü toplumlarda, köylünün boynuna kölelik tasması takılması engellenmiştir. . Batı dünyasında hüküm süren feodalizm / derebeylik nizamı, toprağın ve üzerindeki insanın mülkiyetini senyör / toprak beyi sınıfına teslim ederken; Türk devlet geleneği, toprağın mülkiyet hakkını doğrudan devlete ve ilahi iradeye / Tanrı'ya teslim etmiştir. Bu...

ADEDİN GURÛBU (Batışı) HAKİKATİN ŞURUQU (Doğuşu): TASAVVUFTA ZİKİR VE İHLASIN MİZANI

  "Manevî sülûk / spiritual path (yolculuk) yolunda nicelik / quantity (sayısal çokluk) ile nitelik / quality (samimiyet ve hakikat) arasındaki muvazene / balance, sâlikin / disciple (mürid) kalbî kemalâtını / perfection (olgunluk) belirleyen en temel ölçüttür." Tasavvuf büyükleri, zikrin sayısal olarak çokluğundan ziyade, bu zikrin hangi kalbî uyanıklık ve samimiyetle yapıldığına itibar etmişlerdir. Onlara göre, gafletle / heedlessness (dalgınlık) yapılan binlerce zikir, huzur-ı kalp / presence (gönül uyanıklığı) ile yapılan tek bir nefesten daha aşağıdadır. (Attâr, s. 419; Kâşifî, s. 261). Zikirde Nicelik ve Nitelik Dengesi Zikirde "çokluk" kavramı, tasavvufî kaynaklarda sayısal bir artıştan ziyade "gafletsiz bir süreklilik" olarak tefsir / interpret (açıklama) edilir. Ebû Süleyman ed-Dârânî hazretlerine göre, çok zikir adedi fazla olan değil, her anında Hakk ile beraberlik şuurunun korunduğu zikirdir. Hâce Alâeddin Attâr hazretleri de bu hususta...

HACI BEKTAŞ VELİ BİR BATINİ DAİ'Sİ Mİ?

  Hazırlayan: Dr. İsmail Kaygusuz   Hacı Bektaş Veli’nin Türkistanlı Hace Ahmet Yesevi’den (Ö.1167-9) el aldığı doğru olmadığı gibi mümkün de değildir. Geleneksel bilgiler, özellikle Vilayetname, Ahmet Yesevi’nin halifesi Lokman Perende’den el aldığını söylüyor. Ahmet Yesevi, Orta Asya’da “Hacegan (Hocalar) Hanedanı”nın kurucusu bilinen Yusuf Hemedani’nin (Ö.1140) öğrencisidir. Onun öğrencilerinden Abdel Halik el-Gucvani (22 yaşına kadar Malatya’da yaşamış, ö.1120) yol zinciriyle Nakşibendilik, Şeyh Zahid (ö.1296) aracılığıyla Safevilik, Halvetilik ve Bayramilik, ve Ahmet Yesevi - Lokman Perende - el Harasami üzerinden Bektaşilik’in çıktığı üzerine bir Tarikat zinciri kurmaktadır Nakşibendi araştırmacıları. (Hasan Şuşud, “ Hacegan Hanedanı-Les Maitres de Sagesse de lAsie Centrale-Orta Asya Bilgelik Üstatları", Fransızcaya Çev. Charles Antoni, Le Soufism, la voie de l'Unite , Paris-1980, s.47-80) Hacı Bektaş Veli’nin, Yesevilik çevresinde yetiştiği doğru ...